LENİN’İN ÇOCUKLARINA NOEL HEDİYESİ

İnsanoğlu, başına gelen sıkıntı ve meşakkatler, karşılaştığı zorluklar, çözüme kavuşturamadığı problemler ve neticesinde yaşadığı çaresizlikler sebebiyle me’yus olur. Tutunacak bir dal, sığınacak bir kimse bulamaz. Şartlar onu bu hâle getirdiğinde Allah Azze ve Celle’ye iltica eder. Sıkıntılarını ve çaresizliğini gidermesi için O’na ﷻ yalvarır. Bu fıtrî yöneliş zengin-fakir, amir-memûr, kadın-erkek, inançlı-inancsız bütün herkes için kaçınılmazdır. Tebâsına zulmeden bir devlet başkanı tabiplerin çare bulamadığı bir hastalığa duçar olduğunda emrinde binlerce kişi çalışan holding sahibi bir patron iflasın eşiğine geldiğinde, sorumluluğu altında bir çok memûr çalışan bir amir uçağı hava boşluğuna düştüğünde çok samimi bir şekilde Allah Azze ve Celle’ye yönelir. Hatta hayatında belki hiç mescide gitmemiş gençlerin, ertesi gün sınavı olduğu için münafıkların bile en fazla zorlandığı sabah ve yatsı namazını cemaatle kıldığına şahid olmuşsunuzdur. Bu fıtrî bir durum olduğu icin inançsız kimseler icinde geçerlidir. Nitekim Allah Azze ve Celle müşriklere hitaben: “De ki kendinizi hic düşündünüz mü? Allah’ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse, Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer sözünde doğru kimselerseniz cevap verin. Hayır yalnız O Allah’a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediğiniz belayı kaldırır ve o zaman ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.[1] Yani hayret ifade eden bir soru sorularak onların yalan söylemelerine engel olunmuştur. Eğer onlara bir sıkıntı gelse ya da aniden kıyamet kopacak olsa, o sıkıntıyı gidermesi için elleriyle yaptıkları acıkınca da yedikleri, faydası ve zararı olmadığını bildikleri putlarına mı dua ederler yoksa onları yoktan var eden varlığından haberdar eden Allah Azze ve Celle’ye mi iltica ederler. Bilakis Allah’a ﷻ yalvarır ve sıkıntılarını gidermesi icin O’na ﷻ yönelirler. Çünkü onlar Allah’a eş koştukları putların kendilerini bu durumdan kurtaramayacağını çok iyi bilirler. Fıtrat onları Âlemlerin Rabbi’ne iltica etmeye yöneltir.

Fırtınalı Karanlık Gecede Müşrikler Dahi Îmân eder

Acziyet, fıtratı ortaya çıkarır. İnsanı kendi benliğinden bile mücerret hâle getirir. Allah’a ﷻ imânı olmayan bir insanın şiddetli fırtına ve zifiri karanlık bir gecede deniz dalgalarının arasında Rabbinden başka kimsesinin olmadığının farkına varır. Fakat aydınlık sokun edip, fırtına dinince korkusu zâil olur, fıtratın kendisini sevkettiği kapıdan eli boş geri döner. Nitekim Allah Azze ve Celle konuyla alâkalı olarak şöyle buyurmaktadır: “O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin icindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum ederde çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksızlık ve taşkınlık yaparlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) butun yaptıklarınızı size haber vereceğiz.[2]

Paraperest Putperestten Daha îmânsızdır

II. Dünya Savaşı’nda Japonların kesin zaferi ile sonuçlanan Malatya Cephesi’nde İngilizler, havadan ve karadan bombardımana tabi tutulmasına rağmen dansa ve eğlenceye devam etmişlerdir. Bu olayı bir görgü tanığı şu ifadelerle anlatıyor: “ Tam dans ederken bir anda hava baskınıyla ürperdik, olduğumuz yerde durduk. Etrafı sessizlik kapladı. Salondaki birisi: ‘Dansa devam etmeye ne dersiniz?’ diyerek eğlenceyi yeniden başlattı. İngilizlerin ağır yenilgisi ile sonuçlanan bu savaşta İngilizlerin başında bulunan Churchill, ülkesini ve kendisini kötü bir sonun beklediğini bilmesine rağmen içkiden ve Noel’i kutlamaktan geri durmamıştır. Reuters ajansının muhabiri, Churchill’in harbın en ateşli anlarında yeni yılı kutlamaktan geri durmadığını şu şekilde ifade ediyor: “Günlerden 1 Ocak 1942. Dün akşam yılbaşı münasebetiyle, İngiltere başkanı Mr. Churchill Kanada’dan Amerika’ya resmi bir trenle geldi. Trenden inerken ağzında sigara ve elinde şarap şişesi ile trenin yemekhanesine geçti. Bu durum karşısında gazeteciler bile hayretler içerisinde kalakaldılar. Churchill kadehi kaldırarak ve gülerek insanların yeni yılını kutladı ve saat gongu vurdu. Başkan yanındakiler ile el ele tutuşarak şarkı söyleyip dans etmeye başladı Mve şöyle dedi: “Hepimize mutluluklar. Tanrı bizi zafere ulaştırsın.” Daha sonra çılgınca eğlenmeye başladılar.”[3] .

Küfürde kemale eren Allah ﷻ ve Rasûl ﷺ düşmanları, sıkıntı anında dahi Allah’ı hatırlamamaktadır. Yani Kur’ân-ı Hakim’in “sıkıntı anında Allah’a yönelirler” şeklinde haber verdiği kimselerin Allah’la beraber putları ilah edinenler olduğunu anlıyoruz. Onlar puta tapmayı Allah’a yakınlık vesilesi gören[4] kadim cahiliyenin adamlarıdır. Ama haftanın altı günü paraya tapıp yedinci günü ise mabede gelip tanrısından para isteyen, vermediğinde ise onu terkeden gürûh -şimdiki örneğini modern cahiliyenin paraperest adamlarında gördüğümüz- bu ayetlerin kapsamına dahil değildir. Onları Kur’ân-ı Hakim şu şekilde anlatır: “Andolsun senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Ama peygamberlerini dinlemediler). Sonunda yalvarsınlar da tevbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıkla yakaladık. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği vakit yakarıp tevbe etselerdi ya… Fakat (onu yapmadılar). Kalpleri katılaştı. Şeytanda yapmakta olduklarınızaten onlara suslu göstermişti.”[5]

Bir Şeyin Kemali Zevaline Delalet Eder

Aslında ayetler Suriye Rejimi ile beraber zulümdezirve yapan Karl Marks ve Lenin’in gayrimeşrû çocukları Rusya ve müesses bir din niteliği taşıyan  Mecusi İran’ı anlatmaktadır. Olaylardan ibret almayarak, yüzbinlerce insanın kadın, çocuk, yaşlı demeden adeta kanlarını icen bu zalimler Hülagu’yu çoktan geride bıraktılar. Halep’te Müslüman bırakmayan bu kana susamış hainler, Allah’ın gazabına aldırmadan Müslümanların kanları üzerinde Noel kutlamaya Bilâd-ı Şam’a gitmek için yola çıkmışlardı. Noel hediyeleri hiç ummadıkları bir anda geldi. Zu’l-İntikam olan Allah Azze ve Celle mazlum mustazaflarla istihza eden bu bedbahtları aniden yakaladı ve mazlumların intikamını aldı. Şimdi ise uçağın neden düştüğünü anlamak icin karakutu arayıp duruyorlar. Bu, ibret almaları icin Allah Azze ve Celle’nin küçük bir uyarısıydı. Amerika, Rusya, İran ve halkını zalime peşkeş çeken asrın bir numaralı haini Esed için asıl intikam âhirette olacaktır. Kemâluhû Zevâluhû/ Bir şeyin kemali zevaline delalet eder. Kıyametleri yakındır.


[1]En’am, 6/42.

[2]Yûnûs, 10/23.

[3]Mâ za Hasire’l-A’lem binhitâti’l-Müslimin, s.268.

[4]Zümer, 39/3.

[5] En’am, 6,43.

Bir cevap yazın